BLOG

En Basit Anlatımı ile DOPİNG

 |  Kategori: Triatlon Bilgilendirme  |  Yazan: Göksen Çınar  |  Yorum: 0 yorum

Doping halkında bir kaç şey yazmak istiyorum. Yazacaklarımı zaten akademisyenler ve antrenörler hatta biraz araştıranlar biliyor ama ben dışarıdan bakan gözlere anlatmaya çalışacağım. Doping denen şey kısaca performans arttırıcıdır. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama belki de atladığımız bir şey var. Siz 5 km dahi durmadan koşamazken doping sizi 1 ayda ironman bitirttiremez! Peki doping ne mi yapar? Sizi 4 saat maraton koşan birisinden alıp 3.50 koşturabilir. Çünkü 4 saat maraton ile 3.50 arasında uçurum yoktur ama 3 saat maraton hatta daha iyi bilgi olsun 2.35 maraton koşan bir sporcuyu 2.30 koştursa bile mucizevi bir gelişim ortaya çıkar. 

Doping halkında bir kaç şey yazmak istiyorum. Yazacaklarımı zaten akademisyenler ve antrenörler hatta biraz araştıranlar biliyor ama ben dışarıdan bakan gözlere anlatmaya çalışacağım. Doping denen şey kısaca performans arttırıcıdır. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama belki de atladığımız bir şey var. Siz 5 km dahi durmadan koşamazken doping sizi 1 ayda ironman bitirttiremez! Peki doping ne mi yapar? Sizi 4 saat maraton koşan birisinden alıp 3.50 koşturabilir. Çünkü 4 saat maraton ile 3.50 arasında uçurum yoktur ama 3 saat maraton hatta daha iyi bilgi olsun 2.35 maraton koşan bir sporcuyu 2.30 koştursa bile mucizevi bir gelişim ortaya çıkar. 

Peki bu doping nasıl yapılır? Yarış sabahı al eline iğneyi ya da hapı, vur kendine ya da iç hapı oldu bitti, mi? Tabii ki hayır. Doping planlı programlı yapılan, kürleri olan bir süreç. Hayatınızda hiç kullanmadan ilk defa yarış sabahı alırsanız sonu ölüme kadar gider. Doping kullanan aporcular buna yıllar önce başlıyorlar. Mesela 2020 olimpiyatlarını hedefleyen bir sporcu, eğer dopinge başvuracaksa şimdiden almaya başlamıştır bile. 

Eskiden, yani biyolojik pasaport denen şey yokken, sadece yarış günü alınan numuneler test ediliyordu. Bir çok ilaç ise kandaki izlerini 1 hafta ile 2 ay arasında kaybettiriyor. Yani siz yarıştan 4 ay önce bir performans arttırıcı alıp, yarış günü kan örneği verdiğinizde sizde doping bulamamaları çok normaldi. Ayrıca diğer ve bence önemli olan konuda teknoloji kısmı. Sizin tahmin ettiğinizin o kadar çok üzerinde paralar dönüyor ki bu sektörde, doping için uğraşan doktorların teknolojileri, dopingi bulmaya çalışan doktorlarınkinden daha ilerideydi hep. Bu sebeple geriye dönük testlerde bir çok doping yapan sporcu bulunuyor. Bu da o zamanki teknolojiye, şuan anca wada nın ulaşabildiğini gösteriyor. Bu şu şekilde oluyor özetle; diyelim anabolik bir madde aldınız, wada son 3 haftaya kadar olanı bulabiliyor diye biliyorsunuz ve ona göre son 4 hafta ( risk almamak için ) silinecek şekilde kullanıyorsunuz. Testte negatif çıkıyor, du. Wada şimdi testlerini geliştirip aynı maddeyi 3 değil son 5 haftada varmı bulabiliyor ve siz yakalanıyorsunuz. Geçmiş samplelar da o yüzden bir çok kişi dopingden yakalanıyor. 

Gelelim biyolojik pasaport işine. Wada baktı performanslar deli gibi artışta ama kimsede doping çıkmıyor. Testler hep negatif. Teknolojisi yakalamaya yetmiyor. Ama adam 3 ay önce 3 saat maraton anca koşarken, şimdi 2.30 koşuyor. Bunun bir şekilde doping ile yapıldığı belli. Ama yakalayamıyor. Geliştirdikleri bir algoritmatik sistem ile kişisel gelişim eğrisi ve kan değerleri, hormon değerleri vs vs bir çok değerin gelişim ve vücutta bulunma oranları endeksi yarattılar. Senden bir sample alıp sana ait pasaporta bunu kaydediyorlar. Ve senden, sana haber vermeden, baskın yaparak ki bazen her sabah, kan örnekleri alıyorlar. O yüzden kamp tatil vs yaparken hep bildirmen gerekiyor. Aldığın en ufak bir aspirini bile doktor raporu ile alıp bildirmen gerekiyor. Sonra senin kan değerlerinde anormal bir artış olduğunda sana soruyorlar, yani savunma ver diyorlar. 1 ayda hemoglabin değerin 12 den 16 ya çıkmış? Bunu nasıl yapabildin? Ya ilaç almışsındır, ya da yükselti kampı vs ama gerçekten de açıklaman lazım. O dönemde bulunduğun yerleri zaten wada biliyor. Sen de onlara savunma yolluyorsun. Sonucunda ikna olabiliyorlar ama seni sıkı takibe alıyorlar ya da saçma sapan beyanatlar vererek kendini iyice rezil ediyorsun ve ömür boyu men olabilecek kadar ceza alıyorsun. Aslı Çakır Alptekin örneği bunun aynısı işte. O kanında hiç bir madde yakalanmamasına güveniyordu. O yüzden sürekli ben masumum dedi. Ama en son CAS savunmasını gerçekçi bulmadı ve ömür boyu men verecekken, son dakikada çark etti ve itiraf etti. Bu sebeple 8 yıl aldı, itiraf ettiği için.

Peki ben nasıl doping yaptığımı bileceğim ki? Mesela Triatlon da geçen sene yapılan Antalya demir Adam yarışlarında ve Eğirdir'de yapılan Türkiye şampiyonasında yaş gruplarında yani zevkine bu işi yapanlardan dahi örnekler alıp doping testi yaptılar. Size nasıl dopingli çıkarsınız basit bir örnek vereyim. İstanbul'da antrenman yaptınız ve gittiniz Eğirdir'de yarışmaya. Hava daha kuru ve nem yok, ve geceleri daha soğuk İstanbul'a göre. Sabah kalktınız ve boğazınız ağrıyor. Gidip eczaneden bir öksürük şurubu aldınız. Bir de hemen geçirsin diye 2 ölçek içtiniz. Ohh iyi geldi size, toparladı nefesinizi filan, batma geçti. Yarışa rahat girdiniz. Güzel de yarıştınız. Evet farkında değilsiniz ama Doping yaptınız. Öksürük şuruplarının %85 inde bulunan Psödoefedrin maddesi yasaklı bir madde ve akciğer kapasitesini arttırıyor. Hangi yaş grubu sporcusunun özel doktoru var bunlar ile ilgilenen? Ya da test alınacak dendiğinde size bir form veriliyor, Kullandığınız ilaçları yazınız diye. Oraya yazdığınız ve doktor raporlu ilaçlarda doping maddesi olsa bile raporunuz olduğu için bir şey olmuyor, tabii bokunu çıkartmadığınız sürece. Yani gribal enfeksiyon varken, anabolik içeren bir ilaç yazdıysa doktorunuz geçmiş olsun =) . He bu arada, diyelim raporlu bir hastasınız ve raporunuzda ilaç yazıyor. Ama siz testten önce yarışın heyecanı ile atladınız yazmayı. Ne kadar raporunuz olursa olsun ceza alırsınız. Bu da sizin sorumluluğunuz. İşte bu tarz durumlarda antrenörler ve yöneticiler, sporcu kadar sorumlu olaylardan. Onun raporunu, Doktorunu, kendi çocuğu gibi takip etmeli. Sporcu kadar devletin her kademesi suçlu. Olimpiyatlara giden bir sporcuyu öncelikle kendileri zorla testlere tabi tutup, anormallik varsa kadrodan çıkartmalı. Yani tüm sorumluluğu sporcuya bırakmamalı.

İşte doping yapmanın ve yakalanmanın basitçe anlatımı bu şekilde oluyor. Çok basit anlatmaya çalıştım. Kan değerleri, yarış dereceleri filan verdiğim her şey farazi. Bir sporcu Doping ile olimpiyatta 1-3 arası bir pozisyon alıyorsa dopingsiz zaten en kötü yarı final koşar. Yani dopingsiz sporcu bir hiç değildir. Örneğin Yüzme branşında sadece 1 sn bile 50-100-200-400m yarışlarında 1 ile 8 olanı belirliyor. Doping işte sizi orada yukarıya çıkartıyor. Yoksa doping yapmayarak ta o sporcular ilk 8 de yer alabilir gayet. Ama gerek EGO gerek Kazanma hırsı, adına ne koyarsanız bilmem ama sporcu o egoya hırsa yenik düşüp 1 basamak dahi yukarı çıkabilmek adına illegal yollara başvurabiliyor. 

Ülkemiz adına bir gerçeği yazmak istiyorum son olarak. Dopingden yakalan sporcuların sosyo-ekonomik durumları üzerine bir araştırma yapılsa, neredeyse hepsi fakirlikten çıkmış kişiler. Bir çoğu 13-15 yaşında hayatlarında ilk defa itibar görmeye başlıyor. Bu da sportif başarıları sayesinde oluyor. Dışarıdan ya da televizyondan burjuva diye gördükleri kişiler ile spor sayesinde iletişim kurabiliyor. Onların takdirlerini alıyor belkide hayatlarında ilk defa onlardan kendini üstün görmeye başlıyor. Ama biliyor ki o dipten geldi.Fakirlikten geldi. Yeteneklerini kaybeder ya da geçilirse o oluşan saygı ve sevgi kaybolacak. Diğer bir yandan spordan para kazanıyor. Hayatında hiç kazanamadığı paraları kazanmaya başlıyor. Ayda 200 tl ile geçinmeye çalışan birisi, olimpiyat şampiyonu olduğunda bir anda evi arabası ve binlerce Türk Lirası olacak. Ayrıca sonrasında yakalansa da geri alınmayacak. Ona fark etmezki bu durum, onun mahallesinde ve çevresinde para kazandın mı diye bakarlar. Anne veya Baba eve para getirdin mi diye bakar, nasıl getirdin diye değil. O yüzden bir kere şampiyon olmak ve o paraları almak için doping yapmak ona sizin benim kadar kötü gözükmez. Yapar, şampiyon olur, kısa vadede dahi olsa itibarını alır, parasını cebine koyar, evini alır ve hayatını devam ettirir. 

Gerçekten inanıyor musunuz 80 Milyonluk ülkede bu yazıyı okuyan 300-500 kişi ve toplamda belki de %10 lik bir kısım harici kişi umursuyor Doping yapıldığını. Haberleri bile yoktur Aslı'dan. Varsa bile okumuş geçmiş unutmuşlardır. O yüzden maalesef daha çok duyacağız bu vakaları. En dibe inip zihniyet değişmeli ki o zaman anca değişim başlasın. Siz ve benim gibi kişiler ise bu konuları gündemde tutarak her seferinde 1 kişiyi dahi bilinçlendirerek kurtulma yolunda öncü olmalıyız..

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. Yazı, yorum eklemeye kapatılmıştır.